Mozambik tam da bir Afrika ismi gibi geliyor kulağa.Türkiye'den her şeyiyle çok uzaklarda bir yer... Zimbabwe, Sudan, Somali veya Kenya gibi haberlere çokça düşen bir yer de değil, bu ülkede neler oluyor pek haberimiz de olmuyor. En son bu yıl içinde bir sel haberiyle geldi gündeme. Ama o günlerde Türkiye gündeminin yoğunluğundan olsa gerek birkaç gazete haberinden başka bir yerde bahsedilmedi. Hâlbuki sel 72 bin evi yıkmış, on bin kişinin yerlerinden göç etmesine neden olmuştu. , Genellikle kuraklıkla kavrulan Afrika ülkeleri içinde sel mağduru olduğuna göre Mozambik sulak ve bereketli bir ülke olsa gerekti.
Bu kadar uzak görünmesine rağmen aslında Mozambik ismi itibarıyla bile Türkleri şaşırtabilecek bir Afrika ülkesi. Çünkü Mozambik ismi Musa Bin Beg'den geliyor. Ve daha da şaşırtıcı olan tarafı bir zamanlar Portekizli sömürgecilere karşı Mozambik halkı Osmanlı askerlerinden yardım istemiş. Herhalde bu bilgiden haberdar olan kişi sayısı parmakla gösterecek kadar azdır Türkiye'de. Ama durum bu! Gelelim bu hikâyenin arka planına: Mozambik okyanus kıyısında olması itibariyle tarihte tüccarların uğrak yeri olmuş. Özellikle de Arap tüccarların. İsmi de buradan gelmiş zaten. Bu ülkeyi ticaret üssü haline getiren Musa Bin Bey isminde bir tüccarın isminin Mozambik'e dönüştüğü söyleniyor.
Okyanus, dev ormanlar, vahşi bir doğanın içine konumlanmış bu ülke 1498'de Portekizlilerin eline düşmüş, tam 5 asır boyunca da Portekizlilerin sömürgesi olarak kalmış. Bağımsızlığına 1975'te kavuşan ülke bir zamanlar Portekizlilerden korunmak için Osmanlılardan yardım bile istemiş. 1510'lu yıllarda masum halkogünün süper gücü Osmanlı Devletinden acil yardım istemiş ve Yeniçeriler de Yavuz Sultan Selim Han'ın emriyle yetişmişler ama dönecekleri akşam yeni bir saldırı dalgasından habersiz akıncıların hepsi şehit olmuş ve geriye dönmeye fırsat bulamamışlar.
1975 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından başlayan iç savaş, 1991 yılında ancak sona erebilmiş. Şu anda bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında etnik çatışma olmayan ender güvenli ülkelerin başında geliyor. Resmi verilere göre de suç oranları oldukça düşük. Bu nedenle de batılı turistlerin Afrika'daki uğrak yerlerinden biri. Nüfusu 20 Milyonun üzerinde ve nüfusun %60'a yakını Müslüman. Müslümanların yönetimde ağırlığı çok fazla olmasa da, ülke İslam Konferansı Örgütünün üye ülkelerinden birisi. Hatta İKÖ Türkiye'den Deniz Feneri Derneğiyle beraber CAIA bölgesinde selde evlerini kaybeden halka evler inşa ediyor. Ülkede sel olmasının en büyük nedeni sahip olduğu 60'ın üzerinde ırmak ve bu ırmakların debilerinin yüksek olmasıymış. 8 ülkeden geçen Zambezi ırmağının üzerinde dünyanın en büyük barajlarından biri olan Cahora Bass'da ülkede görülmeye değer yerlerden birisi.
Mozambik'in resmi dili tahmin edilebileceği gibi Portekizce, ancak ülkenin çoğu yerinde halk kendi yerel dillerini konuşuyor. 3.5 milyon nüfusa sahip olan başkent Maputo'da İngilizce konuşanların sayısı da oldukça fazla. Mozambikte Afrika'nın çoğu yerinde görebileceğiniz sıcak, güleryüzlü, her an konuşmaya, sohbet etmeye teşne insanlarla karşılaşabilirsiniz. Doğanın güzelliğine bu sıcak insanların misafirperverliği de eklenince Mozambik Afrika'da ziyaret edilesi ülkelerden birisi haline gelebiliyor. Ülkede uluslararası 4 havaalanı var, bunlar başkent Maputo, Beira, Nam-pula ve Pempa (Darusselam/Tanzanya sınırına yakın) kentlerinde bulunuyor. Aslında ülkedeki havaalanları bunlarla da sınırlı değil, hemen hemen her eyalette havaalanı var. Türkiye'den Mozambik'e gitmek için önce Güney Afrika'nın Johannesburg kentine 10 saatte oradan da Beira veya Maputo'ya aktarmalı olarak bir buçuk iki saatte ulaşmak mümkün. Johannesburg'dan kara yoluyla da Maputo'ya ulaşılabilir, ancak eski ve bakımsız otobüsler pek tavsiye edilmiyor. Vize de hava veya kara sınırından alınabiliyor.
Kynk: Gezgin Mayıs sayısı