Bu öyle bir bağ ki,"toprak çekmesi" ile ifade edilmesi mümkün değil. Sadece akademik camiada bile ilkokul ve liseyi İzmir'de tamamladıktan sonra üniversiteyi de izmir'de tamamlayanların sayısı bakımından İzmir şampiyon.
Tanıdıklarım arasında hasbelkader İzmir'i geçici bir süre terk etmek zorunda olanların da Yahya Kemal'in "Ankara'nın nesini seviyorsunuz?" sorusuna "istanbul'a dönüşünü"cevabını vermesi gibi sık sık izmir'e olan bağlılıklarını tekrarlaması bende uzun süredir bu şehri keşfetme dürtüsünü canlı tutmuştu. Nihayet bu çağrıya dayanamayıp kuzeyden güneye doğru izmir'in bütün kıyılarını keşfe çıktım. Ve anladım ki izmir sevgisi boşuna değil.
Haftanın her hangi bir günü şehrin kaosunu arkada bırakıp, bir saat içinde masmavi sularda kulaç atıyor olabilmek, bütün yazlıkçı yağmalamasına rağmen hala onlarca bakir koyun kumsalında uzanabilmek, kışın üşümemek, bahar aylarında çılgın bir yeşile bürünen zümrüt tepeleri seyre dalmak, yazın üfül üfül esen meltemle serinleyebilmek, en kaliteli deniz ürünlerini arzu ettiğiniz anda bulabilmek ve bir saat içinde tekrar şehirde olabilmek. İnsan başka ne ister...